|
|
ﺍ Ana Sayfa ﺍ Hakkımızda ﺍ Yayınlarımız ﺍ Fiyat Listesi ﺍ Satış ve İletişim ﺍ Linkler ﺍ |
|
İlmihal kitaplarında İslami esaslar; itikat (iman), ibadet, ahlâk ve ahkâm (hukuk) şeklinde dört bölüme ayrılarak incelenir. İtikat esasları "Temel Dini Bilgiler" sayfasında açıklandığı için, bu bölümde ibadet kısmı ele alınacak, diğer iki bölüm için ise "Linkler" sayfasında çeşitli bağlantılara yer verilecektir. İBADETLER : İbadet kelimesi genel olarak tapmak, kulluk etmek ve boyun eğmek, özel olarak ise "Allah'ın (CC) emirlerine uymak ve O'nun isteğine uygun hareket etmek" anlamına gelir. Bu şekliyle ibadet sözcüğü, genel inanışın aksine, sadece namaz kılmak, oruç tutmak gibi eylemleri değil, Allah'ın yapılmasını emrettiği her işi yapıp, yasakladığı şeylerden kaçınmayı, yani dini emirlerin tamamını kapsar. İbadet etmenin ön şartı net, sağlam ve her türlü şüpheden arındırılmış bir imana sahip olmak; asıl şartı ise akıllı ve buluğ çağına erişmiş (erkeklik ve kadınlık fonksiyonlarını yerine getirebilecek güce ulaşmış) olmaktır. Deliler ve çocukların ibadet etme mecburiyeti yoktur. Çocuklar buluğ çağına genelde 12-15 yaşları arasında erişir. Ancak 15 yaşını bitirdiği halde buluğa ermeyenler artık hükmen yükümlü sayılır ve her türlü ibadet kendilerine farz olur. İbadetler, emrediliş yolları ve uygulanış biçimleri itibariyle 8 ayrı temele dayanır: A- Farz:
Uyulması kesinkes zorunlu olan ve uymama halinde ilahi cezayı gerektiren
dini hükümlerdir. Farz olan bir eylemi inkar eden kişi dinden çıkmış
sayılır. Farzlar, uygulama açısında iki alt gruba ayrılır: B- Vacip: Uyulması istenen, uymama durumunda ise günah işlenmiş sayılan emirlerdir. Bayram namazı, vitir namazı ve kurban kesmek, vacip sayılan ibadetlerdendir. Vacip olan bir eylemi inkar eden dinden çıkmış sayılmaz, ama günah işlemiş olur. (Ancak bazı fıkhi konularda "vacip" teriminin "farz" anlamında kullanıldığını da unutmamak gerekir.) C- Sünnet: Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (SAV) yaptığı ve bize yapmamızı tavsiye ettiği eylemlerdir. Yapılmaması günaha sebep olmaz, ama kasten terk edilmesi peygamberimize saygısızlık anlamına geleceği için, ahirette O'nun şefaatinden mahrum olmayı gerektirebilir. Sünnetler müekked (kuvvetli) ve gayri müekked (zayıf) olarak ikiye ayrılır. "Nafile ibadet" terimiyle kastedilen eylemlerin tamamı sünnet olan ibadetlerdir. D- Müstehab (mendub): Hoşa giden iş anlamına gelir. Nafile ibadetler bu gruba girer. E- Helâl (mübah): Yapılması veya yapılmaması yasaklanmayan her türlü iştir. F- Haram: Yapılması kesinkes yasak olan işlerdir. Haram olan bir işi helal sayan kişi dinden çıkmış sayılır. G- Mekruh:
Hoşa gitmeyen şey anlamına gelir. İki alt gruba ayrılır: H- Müfsid: Başlanılan bir ibadeti bozan işlere denir. (Namaz kılarken konuşmak gibi) İbadetlerin yapılmasında temizllik şartı önemli bir yer tutar. Kıyafet ve ibadet edilen yerin temizliği kadar, kişinin kendi temizliği de şarttır. Kişisel temizlik gusül (boy abdesti), namaz abdesti ve teyemmüm olarak üç ayrı şekilde sağlanır: Boy abdesti (Gusül): Boy abdesti, Müslümanların ergenlik çağından itibaren uygulaması gereken önemli kurallardan biridir. Erkek ve kadının her türlü cinsel boşalım (cünupluk) sonrasında veya kadınların aybaşı halinin bitiminde alınması farz olan boy abdestinin ana esasları; a - Ağzı
bol su ile çalkalamak (üç kere yapılması sünnettir), Boy abdesti almadan önce vücudun herhangi bir yerinde bulunan ve altına su geçirmeyen her türlü maddeyi titizlikle çıkarmak ve vücuttan uzaklaştırmak gerekir. Meselâ yağlı boya, her türlü yapıştırıcı madde, balık pulu, tırnak ojesi ve bazı saç boyaları altına su geçirmeyen maddeler arasında sayılır. Tırnağın uzun olması halinde, suyun parmak uçlarına kadar ulaştırılması gerekir. Ayrıca parmaktaki dar yüzüklerin oynatılması ve altlarının ıslatılması gereklidir. Boy abdesti usulüne uygun şekilde alınırsa, bu abdestle namaz kılınıp Kur'an-ı Kerim okunabilir. Bozulmadığı sürece, ayrıca namaz abdesti almak gerekmez. Boy abdesti alırken vücudun tamamı tek organ olarak kabul edildiği için, suyun az olması halinde mevcut suyun sıvazlanarak bütün vücuda elle yayılması mümkündür. Bir insan suya (havuza veya nehre) girse ve bütün vücudu ıslansa, ağza ve buruna su vermek şartıyla, gusül abdesti de almış sayılır. Namaz abdesti : Namaz kılmak, Kur'an-ı Kerim okumak gibi eylemler için namaz abdesti almış olmak gerekir. 4 farz ve 4 sünnetten oluşan namaz abdesti şu şekilde alınır: a - Üç kere
ağıza su vermek, (sünnet) Suyun az bulunduğu yerlerde, gerekirse sadece farz olan organları yıkayarak da namaz abdesti alınmış olur. Eğer abdest alınan organlardan birinde yara varsa ve su yaraya zarar verecekse, orası yıkanmaz, sadece ıslak elle üstünden geçilir (meshedilir). Yara yeri sargılıysa, mesh sargının üstünden yapılır. Abdestin Sünnetleri : Abdestin değişik sünnetleri vardır. Bu sünnetlere uymak kişiye ek sevap kazandırır. Bu sünnetlerin önemlileri: a) Abdest
almadan önce dişleri fırçalamak veya misvak kullanmak, Abdest alırken suyu fazla açmamak veya çok kısmamak, organları yıkarken abdest dualarını okumak, abdest alırken (mümkünse) yüzü kıbleye çevirmek, suyu çarparak etrafa su sıçratmamak, acele etmemek, çok gerekli olmadıkça konuşmamak ve abdest bittikten sonra bir kere amentü, üç kere de Kadir suresini okumak müstehaptır (ek sevaba sebep olur). Abdest aldığını bildiği halde, abdesti bozup bozmadığını hatırlamayan kimse abdestli sayılır. Ama abdesti bozduğunu bildiği halde, abdest alıp almadığını hatırlamayan kimse abdestsiz sayılır. Abdest alan kimse daha sonra, mesela başını meshetmediğini hatırlarsa, yeni baştan abdest alması gerekmez, sadece başını meshetmesi yeterlidir. Abdesti bozan şeyler şunlardır: a- Yellenme,
büyük veya küçük tuvaletini yapma, Teyemmüm: Suyun bulunamadığı veya kişinin (yaşlılık, ağır hastalık gibi sebeplerle) suyu kullanma gücü olmadığı durumlarda gusül veya namaz abdesti için teyemmüm yapılması yeterli olur. Teyemmüm için temiz toprak ya da topraktan imal edilmiş temiz tuğla, kiremit veya beton parçası kullanılır. Uygulanış şekli: a- Eller
iyice toprağa (veya topraktan imal edilmiş maddeye) sürülür, kaldırıp
hafifçe silkelenir ve yüzün tamamı meshedilir, Teyemmüme niyet etmek, besmele çekmek ve meshederken parmakları açık bulundurmak sünnettir. Abdesti bozan şeylerin tamamı teyemmümü bozduğu gibi, suya kavuşmak ve suyu kullanacak gücü yeniden elde etmek de teyemmümü bozar. NAMAZ Temizlik ve temizlenmenin ibadetlerde ön şart olduğunu belirtmiştik. Bir Müslüman için ibadetlerin en önemlisi namazdır. Çünkü namaz, Kur'an-ı Kerim'de bize emredilen kulluk görevleri içinde adı en çok (136 kere) vurgulanan ibadet şeklidir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) "Namaz dinin direğidir" diyerek bu önemi ayrıca açıklamıştır. Namaz emri Peygamberimize, diğer emirler gibi Cebrail A.S. tarafından değil, Miraç gecesi bizzat Allah (CC) tarafından bildirilmiştir. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı olarak günde beş vakit kılınan namazın farzları, 6'sı dışında (öncesinde) ve 6'sı içinde olmak üzere 12 tanedir. Namazın dışındaki farzlar: 1- İç temizlik :
Namaz kılacak kimsenin cünüp ise gusletmesi (yıkanması), abdestsiz ise namaz
abdesti almasıdır. Namazın içindeki farzlar: 1- Namaza başlama (iftitah) tekbiri : Kişinin, en az kendinin duyacağı bir sesle "Allah-ü Ekber"
demesidir. Namazın vacipleri: Namazın vaciplerinden bir veya birkaçını unutarak terk eden kişinin sehiv (yanılma) secdesi yapması gerekir. (Sehiv secdesi, namazın bitiminde selâm verdikten sonra yeniden iki defa secde ederek son oturuşa geçmektir.) Vaciplerden birini bilerek terk eden kişinin namazı bozulmuş olur. Namazın bazı önemli vacipleri: a) Sünnet
(nafile) namazların her rekatında, farz namazların ise ilk iki rekatında
Fatiha suresini okumak, Namazın sünnetleri: Namazdaki sünnetleri terketmekle namaz bozulmaz, ama uygulanması halinde ek sevap kazanılmış olur. Bu sünnetlerden bazıları: a) Namaza
başlarken yapılan niyeti dil ile ve başlangıç tekbirinden hemen önce
söylemek, Namazı Bozan Bazı Şeyler: 1- Namaz
içinde (unutarak da olsa) az veya çok konuşmak veya gülmek namazı bozar, Namazda Yapılmaması Gereken Bazı Şeyler (Mekruhlar) : Namazda yapılan bazı hareketler namazın sevabını azaltır, ama tek başına namazı bozmaz: 1- Namazda
gözleri yummak veya başını kaldırıp göğe bakmak, Çok önemli bir sebep yokken namazların vaktinde kılınmayıp kazaya bırakılması imani bir zayıflık işareti sayılır. Namazların kaza edilmesi, eğer tövbe ile birlikte yapılırsa, Allah'ın (CC) o namaza ait borcu affına sebep olabilir. Ama bu eylemden dolayı namaz kılma sevabına ulaşmak mümkün değildir. Buna rağmen kaza şeklinde de olsa, kılınamayan namazların edasına dikkat etmek gerekir. Kaza namazları güneşin doğuş, batış ve tam tepe noktada bulunduğu kerahet vakitleri dışında her zaman kılınabilir. Bunun için, eğer biliniyorsa, kılınamayan namazın vaktine (meselâ "vaktinde kılamadığım dünkü ikindi namazının kazasını kılmaya" şeklinde) niyet edilir. Eğer vakit bilinmiyorsa, kılınamayan ilk veya en son namazın vaktine (meselâ "vaktinde kılamadığım ilk -veya en son- ikindi namazının kazasını kılmaya" şeklinde) niyet edilir. Kaza namazı kılmadan önce ezan ve ikamet (kaamet) getirilmesi uygundur. Eğer ardarda birkaç kaza namazı kılınacaksa ezan sadece bir kere okunur, ama ikamet her namaz için ayrı ayrı getirilir. Cuma Namazı: Sadece
erkeklere farz olan Cuma namazı, Cuma günü öğle namazı vaktinde ve ancak
cemaatle birlikte kılınan bir namazdır. Çünkü Cuma namazının farzlarından
biri olan hutbe okunması, ancak cemaat oluşması halinde mümkündür. Kadınlar
Cuma namazı vaktinde öğle namazı kılarlar.
ZEKAT Zekat'ın sözlük anlamı temizlik, bereket ve artış; dini anlamı ise, malının belli bir kısmını Allah rızası için Müslüman fakirlere karşılıksız vermektir. Zekat, Kur'an-ı Kerim'de namaz ile birlikte en çok (84 yerde) emredilen bir ibadet şeklidir. Zekat vermek malın temizlenmesi, kazancın ve bereketin artmasına sebep olur. Zekatın farz olmasının çeşitli şartları vardır: 1- Müslüman
olmak. Nisap miktarının hesaplanmasında dikkate alınacak mallar, nakit para, nakit yerine geçen hisse senetleri ve bunların kârları, altın, gümüş gibi her türlü değerli madenler ve bu madenlerden yapılmış eşyalar, satılmak üzere alınmış ticari mallar, deve, sığır, koyun gibi ehil hayvanlar ile her türlü ekin ve meyvedir. (Bunlardan ekin ve meyve türünde olanlarının zekatını vermek için bir yıl geçmesi beklenmez, diğerleri için beklenir.) Zekat hesabına girmeyen mallar ise oturulan ev, giyilen elbiseler, ev eşyaları, sanat aletleri, imalat makinaları ve satmak için bulundurulmayan şahsi kitaplardır. Kiraya verilmiş olan gayrimenkullerin zekatı asli değeri üstünden değil, ondan elde edilen kira gelirleri üzerinden hesaplanır. Nisap miktarı mala sahip olan kişinin eğer borcu varsa, bu borç miktarını toplam değerden düşmesi gerekir. Hatta borçları sahip olduğu malların değerinden fazla ise, o kişinin zekat ödemesi gerekmez. Eğer kişinin alacağı varsa, bu alacaklar arasında tahsili kesin olanları zekat hesabına katmak gerekir. Tahsili şüpheli olanları ise dilerse hesaba katar, dilerse paranın eline geçmesini bekleyebilir. Her türlü nakit, değerli maden ve ticari eşyanın zekat miktarı, bu malların değerinin 40'ta biri (% 2,5'u) kadardır. (Ehil hayvanların ve ekinlerin hesabı ise daha değişik oranlardadır.) Zekat verilebilecek kişiler, Müslüman olan fakirler, düşkünler, borçlular ve İslami tebliğ görevi üstlendiği için kazanç getiren bir işte çalışamayanlardır. Gayrimüslimlere, eşlere (kadın kocasına, koca ise karısına), usûl ve furû'a (anne, baba, dede, nine veya çocuk, torun vs) zekat verilemez. Ayrıca her tür dernek, vakıf, cami, okul gibi tüzel kuruluşlara zekat verilemez. Zekat öderken kalben zekat vermeye niyet etmek gerekir. Ancak fakire verirken (onu incitmemek için) bu paranın zekat olduğunu mutlaka söylemek gerekmez. (Hediye veya yardım diyerek verilebilir) Akrabalar içinde fakir olanlar varsa zekatın öncelikle bunlara verilmesi uygundur. Bir kere nisap miktarı mala sahip olup zekat ödeyen kişi, bu zenginliği devam ettiği sürece, sonraki yılların zekatını vermek için bir yıl beklemek zorunda değildir. Dilerse ve uygun kişiyi bulursa, bir yıl dolmadan da zekatını verebilir. Eğer soruşturulup bir kimsenin fakir olduğuna inanılarak zekat verilir, daha sonra onun zengin biri olduğu anlaşılırsa, tekrar zekat vermek gerekmez. Ama böyle bir araştırma yapmadan zekat verilirse, aynı miktar parayı başka bir fakire tekrar vermek gerekir. Benzer durum bilmeden gayrimüslime verilen zekat için de geçerlidir. Fıtır Sadakası (Fitre): Zengin kişinin zekat dışında fitre de vermesi vaciptir. Ancak fitrenin niteliği ve miktarı, zekat hesabından ayrı özelliklere sahiptir. Fitrenin nisap hesabında zekata tabi olmayan eşyalar ve mallar da dikkate alındığı için, zekat vermekle yükümlü olmayan pek çok kişinin fitre vermek zorunda olabileceğini unutmamak gerekir. Fitre Ramazan ayı içinde, en geç bayram namazından önce verilmek zorundadır. Fitre, aile fertlerinin her biri için ayrı ayrı verilir. Delilerin, buluğa ermemiş çocukların ve bayram namazından önce doğan bebeklerin fitrelerinin de velileri tarafından verilmesi gerekir. Bayrama kadar verilemeyen fitrelerin bayramda, hatta daha sonraki günlerde verilmesi de mümkündür, ama bu geciktirme fitredeki fazileti azaltır. Fitrelerin mutlaka fakirlerin eline verilmesi gerekir. (Örneğin, evde fakirlere yemek yedirmek suretiyle fitre ödenmiş olmaz.) Bir kişinin fitresi bölünerek iki ayrı fakire verilemez. Ama birkaç kişinin fitresi, topluca tek bir fakire verilebilir. Her şahsın fitresinin (mümkünse) ayrı bir fakire verilmesi en uygun şekildir. Fitre miktarı, kişinin gelir seviyesi ve sosyal yaşam standardına bağlı olarak buğday, arpa, kuru üzüm ve hurma üzerinden hesaplanır. (Fitre miktarları, her yıl müftülükler tarafından bu dört ölçü üzerinden açıklanmaktadır.) Herkes maddi gücü nispetinde bu ölçülerden en uygununu (mümkünse en yükseğini) temel alarak ödemesini yapar. Ancak, aile fertlerinin hepsi için aynı ölçünün temel alınmasına dikkat etmek gerekir. ORUÇ Oruç, fecir (imsak) vaktinden güneşin batımına kadar geçen süre içinde yeme, içme ve cinsel arzulardan uzak durmaktır. Akıllı ve buluğ çağına ermiş bütün Müslümanlara Ramazan ayı içinde oruç tutmak farzdır. Hastalar, yolcular ve aybaşı halindeki kadınlar sağlığa kavuştuktan veya eve geri döndükten sonra tutamadıkları oruçlarını kaza ederler. Oruç tutmak için en azından kalp ile niyet edilmesi gerekir. (Ayrıca dil ile söylemek sünnettir.) Bir insanın Ramazan orucu için sahur yemeğine kalkması da bir nevi niyet anlamı taşır. Kaza, kefaret ve adak oruçları için ise mutlaka hem niyet etmeli, hem de hangi tür oruç tutulmak istendiği belirtilmelidir. Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar, tutamadıkları her gün için fakirlere (fitre miktarınca) fidye verirler. Buna maddi gücü yetmeyen fakir yaşlılar ise tövbe edip affedilmelerini dilerler. Oruç borcu ile ölenlerin yakınları, eğer ölünün vasiyeti varsa, kalan maldan onun adına fidye vermek zorundadır. Eğer ölünün böyle bir vasiyet yoksa, yakınları fidye verip vermemekte serbesttir. Ölü adına kaza orucu tutmak doğru olmaz. Orucu bozan şeyler : Orucu bozan şeyler ikiye ayrılır:
A) Hem kaza, hem de kefareti gerektiren şeyler: B) Sadece
kaza etmeyi gerektiren şeyler: Bu şekilde bozulan oruçlarda, sadece bir gün kaza orucu tutmak gerekir. Orucu Bozmayan Şeyler : 1- Unutarak
bir şey yeyip içmek, Orucu bozmayan şeylerin yapılması kaza veya kefaret gerektirmez. Ancak bu sebeple orucun bozulduğunu zannederek yeyip içmek genelde kaza, bazen de kefaret gerektirir. HAC Maddi gücü yerinde olan Müslümanların ömürlerinde bir kere haccetmesi farzdır. Bu farz oluş, kişinin maddi gücü ilk elde edişi ile başlar. Sağlığı ve imkanı yerinde olmasına rağmen haccı sonraki yıllara erteleyen kişi günahkar olur. Haccın zamanı, Zilhicce ayının ilk on günüdür ve en geç Arefe günü Arafat'ta vakfe ile başlar. Kurban bayramı günlerinde şeytan taşlama, kurban kesme ve Kabe'nin tavafı ile devam edip biter. Bu zaman dışında Kabe'ye yapılacak ziyaretler "hac" değil, "umre" sayılır. (Hacca gideceklerin hac ile ilgili detaylı bilgileri İslam İlmihali kitaplarından öğrenmeleri gerekir. Çünkü duaları da içeren bu bilgileri öğrenmeden hacca gidilmesi, bir hoca nezaretinde bile olsa, pek çok zorluğu beraberinde getirmektedir.) |
|
|
ﺍ Ana Sayfa ﺍ Hakkımızda ﺍ Yayınlarımız ﺍ Fiyat Listesi ﺍ Satış ve İletişim ﺍ Linkler ﺍ |
DÎNÎ
BİLGİLER BÖLÜMÜ![]()
Konya Hava Durumu
Web Design: www.extradizayn.com